HAYAT VE İNSAN
• 5/2/2008 - GELECEK NASIL GELECEK?
SELAM SEVGİLİ BLOG ARKADAŞLARIM,
ŞİMDİ YENİ YAZI GÖRENLER EH NİHAYET DİYECEKLER BİRBUÇUK AYI GEÇMİŞ ÇÜNKÜ. HERGÜN İÇİMDEN BİR SÜRÜ ŞEY YAZMA İSTEĞİ DOLUP TAŞARAK GELSEDE MALESEF EVLERİNDEN BAĞLANAN O MUTLU GRUP ARASINA GİREMEDİM HENÜZ. BANA HENÜZ BİR TUŞ UZAKLIKTA DEĞİL BU HARİKA DÜNYA. EN AZ BEŞ KM. VAR ARAMIZDA. EVİNİZ ŞEHİR DIŞINDA OLUNJCA HELE ARABANIZDA MECBURİ HİZMETE GİDİNCE KALIVERİYORSUNUZ SADECE KİTAPLARINIZLA BAŞBAŞA. SON ZAMANLARDA GÜNDEMLE İLGİLİ, OKUDUĞUM KİTAPLARLA İLGİLİ ÖYLE ÇOK ŞEYİ PAYLAŞMAK İSTİYORUM Kİ SİZ SEVGİLİ BLOGCULARIMLA. AMA İŞTE YAKLAŞIK BİR SAAT ÖNCE GELDİM. MAİL KUTUMDA BİRİKEN BİN BİLMEM KAÇ MAİLİ AZ OKUYARAK, AZ SİLEREK; MSN' DEN GELEN "NEREDESİN SEEEENNN?" ÇIĞLIKLARINA CEVAP YAZARAK, BİR ARPA BOYU YOL BİLE KATEDEMEDİMİĞİMİ, YAZMAK İSTEDİĞİM BİR ÇOK ŞEYİ YAZAMANDAN BİRAZDAN ÇIKIP EVE GİTMEK DURUMUNDA OLDUĞUMUDA BİLEREK HİÇ OLMAZSA GÜNCEL TUTMAYA ÇALIŞTIĞIM
SAYFAMDAN SİZLERİN SICAK VE GÜZEL YAZILARINIZA DA ŞÖYLE BİR GÖZ ATIP KAÇACAĞIM. SANIRIM UZUNCA BİR ZAMANDA GÖRÜNMEYECEĞİM. AMA BU TÜRBAN KONUSUYLA İLGİLİ BEN DE İKİ ÇİFT LAF ETMEDEN İÇİM RAHAT ETMEYECEK. HEP DÜŞÜNÜYORUM İNÖNÜNÜN O GÜZEL SÖZÜNE TAKILIYORUM " BU ÜLKEDE NAMUS ERBABI DA NAMUSSUZLAR KADAR CÜRETKAR OLMADIKÇA" SANIRIM SORUNLAR HEP YERİNDE SAYACAK SESİMİZ HALA ÇIKIYOR DİYEMİYORUM. EN CÜRETKAR GAZETECİLERİN BİLE ÇARESİZ KALDIĞINA TANIK OLUYORUM YAZILANLAR SÖYLENENLER HAVADA KALIYOR GİBİ. BİR YAZI OKUDUM BİRAZ ÖNCE DUYGULARIMA TERCÜMAN OLAN ONU PAYLAŞMAK İSTİYORUM SON OLARAK UMUTLUYUM HALA HERŞEYE RAĞMAN GELECEK GÜZEL GÜNLER VAR HALA EMİNİM SEVGİYLE KALIN
Elbette tepkimizi gösterecek eylemler yapılmalı, egemenlik-bağımsızlık-laiklik konularında asla susulmayıp her an uyanık ve duyarlı olduğumuz anlatılmalı ama, söylediklerimizin arkasında da kararlıklıkla duracağımız her koşulda gösterilmeli ve asla taviz verilmeden unutulmadan Atatürk yolu izlenebilmeli... Hüseyin Mümtaz'ın yazısı bana battı, canımı acıttı.. Çünkü yerden göğe kadar haklı... ÇYDD gibi dışarıdan beslenen STK'ların düzenlediği eylemlerin "gaz almaya" yönelik olması engellenmeli... 2 bayrak sallandı, 3 slogan atıldı diye vatan görevini yerine getirildi sayılmamalı. Takipçisi olunmalı, ne söylediysek her ne pahasına olursa olsun uygulamaktan kaçınılmamalı. Unuttuk mu, Erbakan yıllar yıllar önce çıkıp "askerler rektörler türbana selam duracaklar" demişti. "İlacı şekere sarıp vereceğiz" demişti. "Kanlı mı olacak kansız mı" demişti... Şimdi öğrencileri onun bu sözlerini tutup, bir bir yerine getiriyor.. Peki ya bizler? Atatürk'ün evlatlarıyız diyen bizler hangi sözünü tutup da yerine getirdik? Şeyh, tarikat, meczup ülkesi olmayacak dediği Türkiye'nin geldiği şu durumda hiç mi payımız yok? Düşünsenize, olmayan mezarlar için İstanbul'un göbeğinde türbeler icad ediliyor! Çünkü kendisini Atatürkçü sayanlar dahi gidip taşın karşısında el açıp dua ediyor, taşa tapınıyor! Bağımsızlık ve egemenlik için verilmiş bir savaşın mürasçısıyken Avrupa kapılarında, ABD kapılarında ve şimdi elin yallelli ilkel araplarının kapılarında ayaklarının altında böcekler gibi ezilen biz değil miyiz? Geldiğimizşu noktadan sonra artık ben kimseyi suçlama hakkını kendimde göremiyorum! Kış kışlığını puşt puştluğunu yapacak tabii ne bekliyorduk ki zaten.. Önemli olan bizim ne yaptığımız. Bizler de ağızı açık ayran budalası gibi olup biteni izleyip, yıllardır yan gelip yatmışsak, bu güne kadar yapılanlara doğru dürüst ses çıkartmayıp işi boyuna yukarıdakilere, asıl ihanetçilere havale ettiysek bunun suçunu nasıl başkalarının üzerine atabiliriz? Bakın şimdi hıyanet içindeki hükümet ve ortağı Mehepe'nin arkadan kurmalı kuklası yıllarca emek vermiş olan öğretim görevlilerine kapıyı gösterdi. İşte bu noktadan sonra ben rektörler de dahil bütün öğretim görevlilerinin tamamının topluca istifasını beklerim.. Bakalım o zaman ne halt eder hainler, açıkça görürüz... Yok eğer kişisel kaygılar ve çıkarları nedeniyle korkar da yapamazlarsa, geçiniz! Oradan oraya elde bayrak koşturmanın manası kalmamıştır derim!
Kabul edelim, karşımızda dalalet ve hıyanet içerisindekiler varsa bizler de gaflet içerisindeyiz!
Kimse de söylediklerime alınmasın, çok kızgın, kırgınım ama asla yılgın değil!
Melike FK
Gölgeler ve İh(n)sanlar
Başınız her sıkıştığında Anıttepe'ye koşup Atatürk'e şikâyet etmekten başka yapacak daha iyi marifetleriniz olmalı. Geçen yılın ilk yarısında da çok görmüştük böyle mitingleri.
Cumhuriyet demiştiniz, bayrak demiştiniz, Atatürk demiştiniz, "Onuncu Yıl" marşları söylemiştiniz.
(**Yalan mı; "Çankaya yolları Gül'e kapalı" diye hançerelerimiz yırtılmıştı.. Şimdi kim var Çankaya'da? Sıkma başlı görgüsüz bidon ve o adam!! Sözde yollarını kapatacağımız Çankaya'ya çıktığı gün yandaşları bizlerden aldıkları rövanşın sevinçli telaşıyla koştura koştura köşke gittiğinde, yollarına güller dökülmeye kalkıldığında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i uğurlamaya bir avuç insan ancak gidebilmişti!!! Melikefk )
Ne oldu?
Suudi Kralı filancanın 10 Kasım'da Anıtkabir'e gitmeyip de maşlahının eteklerini savura savura Ankara'nın bir otelinde bağdaş kurup oturmasını hadi bir kenara bırakıyorum ama…
Ama Sudan Kralı falancanın da Anıtkabir'de Atatürk'e karşı cüppe ve kukuletası ile sergilediği soytarılığa bir şey demeyip, çıt çıkarmayıp şimdi başınız sıkışınca Atatürk'e koşmanızda kusura bakmayın pek samimiyet göremiyorum.
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Saygun'un üzerini "usul"leri öyle gerektirdi diye Pentagon'a girerken aramak istemiş, sokmamışlardı.
Gül'ün son gezisinde "Cumhurbaşkanlığı Yaveri"ni, yine "usul"leri öyleymiş diye Cumhurbaşkanı'nın arabasına almadılar.
Tepki gösterdiniz mi?
Genelkurmay Başkanını bile "bir fırt sigara" için son İngiltere gezisinde bahçeye çıkardılar.
Âdetleri öyleymiş.
Yurt dışına gidince yabancıların usul ve adaplarına uymakta büyük titizlik gösteriyorsunuz.
Jest yapıyorsunuz.
Jestleri hep siz yapıyorsunuz.
Jestleri neden hep siz yapıyorsunuz da başkasından aynı şeyleri beklemiyorsunuz?
Amerikan Dışişleri'nin üç numarası Bryza Erivan'da "Bir millet iki devlet anlayışını artık bir kenara bırakın" dedi.
Anlı şanlı politikacılarımızda çıt yok.
Yunanistan'ın Elefteros Tipos gazetesinde yayınlanan yorumda, Batı Trakya'da yaşayan Türklerin "İslamlaştırılan yerliler" olduğu ve bazılarının da "Türk olduğunu düşünen Çingeneler" olduğu yazıldı, mangalda kül bırakmayan politikacı ve akademisyenlerimizde yine tık yok.
Anıtkabir kime bağlıdır? Türk Silâhlı Kuvvetleri'ne.
Sudanlı katil soytarı geldiğinde görevli Başçavuş neden "cübbeni takkeni çıkar, edebini takın" diye ona ve etrafındakilere haddini bildirmedi? Neden? Hem de kaşlarını şöyle bir çatarak. "Bizim usulümüz de böyle, işinize gelirse" neden demedi?
Onun için ben şimdi Atatürk'e verdiğiniz 222A dilekçenizin pek kıymeti harbiyesi olduğuna inanmıyorum. Samimi olanlar düşündükleri gibi yaşar, öyle davranırlar. Özleri ve sözleri birdir.
Gölge etmeyin başka ihsan istemez. Tamamen "şahsi fikrimdir". Kayda geçsin diye ifade ediyorum.
"57'NCİ ALAY HER YERDE… HEPİMİZ 57'NCİ ALAY'IN NEFERİYİZ."
Hüseyin MÜMTAZ |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/12/2007 -
| Belki bir tekrar gibi gelecek sizlere ama antolojide rastlayınca kırkıncı oda'ya dayanamadım her ne kadar değişik bir versiyon gibi gelsede yine çok güzel ve her ne kadar bir çoğunuz biliyor dahi olsanız bir kere daha okuyun istedim. yine harika güneşli bir gün var ve ben böyle günlerde biraz daha umut dolu oluyorum. Güzel günler göreceğiz çocuklar güneşli günler diye başlar ya bir şarkı. |
| . |
Ne kadariniz gerçek sizin, kirk odali satonuzun kirkinci odasindaki kilitler altinda sakladiginiz gerçek duygularinizla, gerçek düsüncelerinizin ne kadari yansiyor hayatiniza, söylenmeyen neler var kuytularda, hani kendinizden bile sakladiginiz, bir sinir kriziyle ya da büyük bir aciyla yahut da muhtesem bir sevinçle kabugunu çatlatip da ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz içinizde...? ? ? Ne kadariniz kendi sahtekarliginizin esiri? Sevip de söyleyemediginiz, özleyip de açiklayamadiginiz ya da sevmeyip de sevginizin eksikligini içinize gömdügünüz oluyor mu, korkakliklar var mi, kalleslikler var mi, yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir isaret mi bekliyor...? ? ?
Göründügünüz insan misiniz siz, yoksa bir define arayicisi hazineler mi bulur içinizde ya da yikilmis bir kentin harabelerini mi tasiyorsunuz? Derununuzda neler sakliyorsunuz? Ne kadariniz gerçek sizin?
Ülkenizle ilgili düsüncelerinizi söylüyor musunuz, yoksa basinizi belaya sokmayacak kadar akilli misiniz, gerçek düsüncelerinizi basbasa konusmalara mi sakliyorsunuz, açikça konusanlari biraz aptal buluyor musunuz?
Günahlardan yapilmis hayaller var mi içinizde, günahtan korktugunuzdan bunlari saklayip Tanri'yi mi kandirmaya ugrasiyorsunuz? Günahlari sevmiyor musunuz, seviyor musunuz yoksa...? ? ?
Uzun bir yolculuga çikar gibi duygularinizla düsüncelerinizi denklere sarip da içlerinizde bir yerlere mi yerlestirdiniz, bir gün yolculuk bitince açmayi mi düsünüyorsunuz aslinda yolculugun hiç bitmeyecegini ve denklerinizi hiç açmayacaginizi bilerek... Bir gün çildirsaniz da bütün duygularinizla düsüncelerinizi açikça söyleseniz, neler duyacagiz sizlerden, gizli palyaçolar mi çikacak ortaya, yoksa korkakligin altinda, bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi büyümüs yigitlikler mi?
Kizginliklariniz yok mu sizin, öfkeleriniz, isyanlariniz? Asklariniz yok mu? Kendi sahtekarliginiza ne kadar esirsiniz? Esaretten kurtulsaniz da gerçekler dökülse ortaya, kendinize sasar misiniz, hiç düsündügünüz oluyor mu kirkinci odada neler var diye, hangi unutulmaya çalisilmis sevgililer, dile getirilmeyen özlemler, söylenmeye söylenmeye birikmis öfkeler, hangi bosvermislikler, hangi inkar edilmis arzular yatiyor diplerde?
Ne kadariniz gerçek sizin?
Kimselerden korkmadiginiz kadar korkuyor musunuz kendinizden? Sehrin isiklarinin bulutlara yansidigi turuncu piriltili külrengi bir gecede, simseklerle bosanan yagmur basladiginda satonuzun odalarinda bir gezintiye çikiyor musunuz, agir agir yaklasip o kirkinci odaya açiyor musunuz kapiyi usulca, gördükleriniz aglatiyor mu sizi, bu kadar gerçegi o odada saklayip, hayati yalandan yasadiginizi farketmek nasil bir sarsinti yaratiyor? yoksa, ne gökyüzüne vuran isiklar, ne yagmur, ne de issiz gece, sizin kirkinci odaya yaklasmanizi saglayamiyor mu, korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden, kirkinci odaniz size de mi kapali, kendi kendinize bile mahrem misiniz?
Ne kadariniz gerçek sizin? Ne kadariniz kendi sahtekarligina esir? Biktiginiz olmuyor mu kendi yalanlarinizdan, hiç kendinizden sikildiginiz olmuyor mu, kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek istemiyor musunuz, bütün yalanlarinizdan uzak bir yere?
Söyle rahatça bütün duygularinizi, bütün düsüncelerinizi söyleyebileceginiz bir diyara, kendinizi bile yaniniza almadan.
Ah aslinda ben onu seviyordum diye aglayacaginiz kimleri sakliyorsunuz koynunuzda, yüksek sesle elestirip de içinizden hak verdiginiz hangi düsünceler var, kendinizi akilli bulurken aslinda gizlice kendi korkakliginizdan utandiginizin itirafini nerelerde gizliyorsunuz?
Ne kadariniz gerçek sizin? Ne kadariniz kendi sahtekarligina esir?
Bunu hiç düsündügünüz oluyor mu yoksa bunu düsünmek bile yasak mi size? Neler var kirkinci odada? Otuzdokuz odadan yapilmis hayatinizi, kirkinci odanin kapisini açmamak için yalandan mi yasiyorsunuz? Niye yapiyorsunuz bunu? Açsaniza kirkinci odayi yagmurlu bir gecede belki... Belki de hiç açmazsiniz, kapali bir odayla yasarsiniz bütün ömrünüzü, kendinizden sikilarak..
Ahmet Altan |
| . | |
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/11/2007 - HERKESE İYİ PAZARLAR
SEVGİLİ BLOGCU ARKADAŞLARIM HARİKA GÜNEŞLİ BİR GÜNDEN HEPİNİZE MERHABA. BİLİYORUM ÇOK UZUN ZAMANDIR İHMAL ETTİM BLOGUMU HERKESİ VE TÜM YAZILARI YORUMLARI ÇOK ÖZLEDİM DAHA SIK UĞRAMAYA ÇALIŞACAĞIM.SÖZ.BU ARALAR ARTIK DAHA AZ ELİMİZE GEÇECEK OLAN HARİKA GÜNEŞLİ GÜNLERİ DENİZ KENARINDA BOL BOL YÜRÜYEREK DEĞERLENDİRİYORUM HÜZÜN HİÇ YALNIZ BIRAKMIYOR YAKINDA YENİ BAŞLAYACAK BİR HAYATI İÇİMDE TAŞIYOR OLMANIN O İNANILMAZ MUCİZEVİ HİSSİ İLE BİRLİKTE DAHA ÖNCE CAN VERDİĞİM ÜÇ CANIMI GÖREMEMEK, KONUŞAMAMAK İÇİMDE HİÇ İYİLEŞMEYEN BİR YARA OLARAK DURUYOR. HAYAT YİNEDE DEVAM EDİYOR. BİR ÇOK KİTAPLA BAŞBAŞAYIM VE YAKINDA ÖZELLİKLE BİRİNİ SİZLERLE PAYLAŞACAĞIM. VE TABİKİ MEMLEKETİMİZİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUMLAR, GİDİŞAT, ARDI ARDINA GERÇEKLEŞEN BİR DOLU OLUMSUZLUKLAR DA KAFAMI OLDUKÇA MEŞGUL EDİYOR. İŞTE BÖYLE ARKADAŞALAR EN KISA ZAMANDA YENİDEN BİRLİKTE OLMAK DİLEĞİYLE HOŞÇAKALIN |
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 1/10/2007 - UMUT YAPRAKLARI
|
BU SABAH ÖNCE BİR HÜZÜN VARDI İÇİMDE UYANMAK,HAZIRLANMAK,İŞE GELMEK GELMEDİ İÇİMDEN SONRA HAR ZMAN YAPTIĞIM GİBİ ŞİİRLERDEN UMUT ALDIM KENDİME BİRAZCIK. ÖZDEMİR ASAF ÇEŞİTLEMELERİ............
UMUT YAPRAKLARI
Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları, Öylel bir son yaz ol ki tut yaprakları, Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında Ardında savrulsunlar, unut yaprakları. Sevinçlerinde onlar vardı,, hüzünlerinde onlar Seninle yeşerdiler, seninle soldular.. Olsunlar senden sonra da umut yaprakları. |
| |
|
Özdemir Asaf |
|
<****** type=text/**********>******>
<****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>
******>
<****** name=google_ads_frame marginWidth=0 marginHeight=0 src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/ads?client=ca-pub-7367856165470296&dt=1191217033046&lmt=1191217033&alt_color=FFFFEE&prev_fmts=120x90_0ads_al&format=200x200_as&output=html&correlator=1191217032968&channel=2455653405&url=http%3A%2F%2Fwww.antoloji.com%2Fsiir%2Fsiir%2Fsiir_SQL.asp%3Fsair%3D121%26siir%3D36799%26order%3Doto&color_bg=FFFFEE&color_text=333333&color_link=0000FF&color_url=38B63C&color_border=FFFFEE&ad_type=text_image&ref=http%3A%2F%2Fwww.antoloji.com%2Fsiir%2Fsair%2Fsair.asp%3Fsair%3D121%26goster%3Dsiirler%26page%3D1%26ara%3D%26order%3Doto&cc=315&ga_vid=346098053.1191216151&ga_sid=1191216151&ga_hid=1790972804&ga_fc=true&flash=9&u_h=768&u_w=1024&u_ah=738&u_aw=1024&u_cd=32&u_tz=180&u_his=21&u_java=true" frameBorder=0 width=200 scrolling=no height=200 allowTransparency>******> |
2/1-1/2
Giderken bura için, gelince ora için, Gününde ve gecende kendince ora için Sakladığın kendini böldün iki yarım'a; İki kez yaralandın bir yarım yara için.
|
<****** type=text/**********>******>
<****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>
******>
<****** name=google_ads_frame marginWidth=0 marginHeight=0 src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/ads?client=ca-pub-7367856165470296&dt=1191217136546&lmt=1191217136&alt_color=FFFFEE&prev_fmts=120x90_0ads_al&format=200x200_as&output=html&correlator=1191217136468&channel=2455653405&url=http%3A%2F%2Fwww.antoloji.com%2Fsiir%2Fsiir%2Fsiir_SQL.asp%3Fsair%3D121%26siir%3D10612%26order%3Doto&color_bg=FFFFEE&color_text=333333&color_link=0000FF&color_url=38B63C&color_border=FFFFEE&ad_type=text_image&ref=http%3A%2F%2Fwww.antoloji.com%2Fsiir%2Fsair%2Fsair.asp%3Fsair%3D121%26goster%3Dsiirler%26page%3D1%26ara%3D%26order%3Doto&cc=315&ga_vid=346098053.1191216151&ga_sid=1191216151&ga_hid=1009649292&ga_fc=true&flash=9&u_h=768&u_w=1024&u_ah=738&u_aw=1024&u_cd=32&u_tz=180&u_his=21&u_java=true" frameBorder=0 width=200 scrolling=no height=200 allowTransparency>******> |
ARAYIŞ
En kısa ceza Ömür-boyu olandır.. Kimse bilmediğinden.
Kim bilir; Belki bir yalan'dır.. Kendiliğinden.
Bir korku'dur belki, Saklanandır.. Çirkinliğinden.
Bir soru olsa gerek; Sorulmadığındandır.. Birden.
|
| |
|
Özdemir Asaf | | |
EPİGRAM YA DA BENDEN SONRA MUTLULUK
Bunca yıl yaşadım Elime ne geçtiyse yitirdim Biraz daha yaşayacağım Yalnız bir şey biriktirdim
Bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce Belki aç kalacağım
Suçlanacağım ölünce Biraz yazdım, artık hep yazacağım
Hüzünden baş alamadım Görünce |
| |
|
Özdemir Asaf | | |
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2007 - PAZARTESİ SENDROMU
80lerin sonunda 90larin basinda cocuk olmak
- Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız
- LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...
- SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...
- Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV
- Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa
- Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
- Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)
- Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız
- Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız
- Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız
- Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)
- Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa
- Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa
- Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse
- Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik
kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa
- Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız
- Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa
- Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)
- Clementine sizde derin izler bırakmışsa
- Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız
- Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız
- Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak
patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa
- bandıra bandıra ye beni' şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa
- Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız
- Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız
- Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız
- Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)
- Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız
- Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa
- Pazar geceleri yıkanma günüyse
- Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız
- Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa
- Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,
- Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız,
- MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)
- ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.
- Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,
- Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz
- Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.
- Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum...vb
çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa
- Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
- Küçük bir kızken Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız
- Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız
- 'Hey Corç versene borç' deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız
- Macarena dansını yapabiliyorsanız
- TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa
- Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız
- İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz
- Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.
- Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.
- Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız
- Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız
- Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.
- Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa
- 'Nereye çufçufluyoruz'un kimin dediğini biliyorsanız.
- Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz
- Fame City cennetle eşdeğerse
- En sevdiğiniz sayı altıysa
- Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız
- Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse
- Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.
- Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız
- Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız
EVET YAŞLANIYORUZ:)
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|