14/12/2007
| Belki bir tekrar gibi gelecek sizlere ama antolojide rastlayınca kırkıncı oda'ya dayanamadım her ne kadar değişik bir versiyon gibi gelsede yine çok güzel ve her ne kadar bir çoğunuz biliyor dahi olsanız bir kere daha okuyun istedim. yine harika güneşli bir gün var ve ben böyle günlerde biraz daha umut dolu oluyorum. Güzel günler göreceğiz çocuklar güneşli günler diye başlar ya bir şarkı. |
| . |
| Ne kadariniz gerçek sizin, kirk odali satonuzun kirkinci odasindaki kilitler altinda sakladiginiz gerçek duygularinizla, gerçek düsüncelerinizin ne kadari yansiyor hayatiniza, söylenmeyen neler var kuytularda, hani kendinizden bile sakladiginiz, bir sinir kriziyle ya da büyük bir aciyla yahut da muhtesem bir sevinçle kabugunu çatlatip da ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz içinizde...? ? ? Ne kadariniz kendi sahtekarliginizin esiri? Sevip de söyleyemediginiz, özleyip de açiklayamadiginiz ya da sevmeyip de sevginizin eksikligini içinize gömdügünüz oluyor mu, korkakliklar var mi, kalleslikler var mi, yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir isaret mi bekliyor...? ? ? Göründügünüz insan misiniz siz, yoksa bir define arayicisi hazineler mi bulur içinizde ya da yikilmis bir kentin harabelerini mi tasiyorsunuz? Derununuzda neler sakliyorsunuz? Ne kadariniz gerçek sizin? Ülkenizle ilgili düsüncelerinizi söylüyor musunuz, yoksa basinizi belaya sokmayacak kadar akilli misiniz, gerçek düsüncelerinizi basbasa konusmalara mi sakliyorsunuz, açikça konusanlari biraz aptal buluyor musunuz? Günahlardan yapilmis hayaller var mi içinizde, günahtan korktugunuzdan bunlari saklayip Tanri'yi mi kandirmaya ugrasiyorsunuz? Günahlari sevmiyor musunuz, seviyor musunuz yoksa...? ? ? Uzun bir yolculuga çikar gibi duygularinizla düsüncelerinizi denklere sarip da içlerinizde bir yerlere mi yerlestirdiniz, bir gün yolculuk bitince açmayi mi düsünüyorsunuz aslinda yolculugun hiç bitmeyecegini ve denklerinizi hiç açmayacaginizi bilerek... Bir gün çildirsaniz da bütün duygularinizla düsüncelerinizi açikça söyleseniz, neler duyacagiz sizlerden, gizli palyaçolar mi çikacak ortaya, yoksa korkakligin altinda, bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi büyümüs yigitlikler mi? Kizginliklariniz yok mu sizin, öfkeleriniz, isyanlariniz? Asklariniz yok mu? Kendi sahtekarliginiza ne kadar esirsiniz? Esaretten kurtulsaniz da gerçekler dökülse ortaya, kendinize sasar misiniz, hiç düsündügünüz oluyor mu kirkinci odada neler var diye, hangi unutulmaya çalisilmis sevgililer, dile getirilmeyen özlemler, söylenmeye söylenmeye birikmis öfkeler, hangi bosvermislikler, hangi inkar edilmis arzular yatiyor diplerde? Ne kadariniz gerçek sizin? Kimselerden korkmadiginiz kadar korkuyor musunuz kendinizden? Sehrin isiklarinin bulutlara yansidigi turuncu piriltili külrengi bir gecede, simseklerle bosanan yagmur basladiginda satonuzun odalarinda bir gezintiye çikiyor musunuz, agir agir yaklasip o kirkinci odaya açiyor musunuz kapiyi usulca, gördükleriniz aglatiyor mu sizi, bu kadar gerçegi o odada saklayip, hayati yalandan yasadiginizi farketmek nasil bir sarsinti yaratiyor? yoksa, ne gökyüzüne vuran isiklar, ne yagmur, ne de issiz gece, sizin kirkinci odaya yaklasmanizi saglayamiyor mu, korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden, kirkinci odaniz size de mi kapali, kendi kendinize bile mahrem misiniz? Ne kadariniz gerçek sizin? Ne kadariniz kendi sahtekarligina esir? Biktiginiz olmuyor mu kendi yalanlarinizdan, hiç kendinizden sikildiginiz olmuyor mu, kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek istemiyor musunuz, bütün yalanlarinizdan uzak bir yere? Söyle rahatça bütün duygularinizi, bütün düsüncelerinizi söyleyebileceginiz bir diyara, kendinizi bile yaniniza almadan. Ah aslinda ben onu seviyordum diye aglayacaginiz kimleri sakliyorsunuz koynunuzda, yüksek sesle elestirip de içinizden hak verdiginiz hangi düsünceler var, kendinizi akilli bulurken aslinda gizlice kendi korkakliginizdan utandiginizin itirafini nerelerde gizliyorsunuz? Ne kadariniz gerçek sizin? Ne kadariniz kendi sahtekarligina esir? Bunu hiç düsündügünüz oluyor mu yoksa bunu düsünmek bile yasak mi size? Neler var kirkinci odada? Otuzdokuz odadan yapilmis hayatinizi, kirkinci odanin kapisini açmamak için yalandan mi yasiyorsunuz? Niye yapiyorsunuz bunu? Açsaniza kirkinci odayi yagmurlu bir gecede belki... Belki de hiç açmazsiniz, kapali bir odayla yasarsiniz bütün ömrünüzü, kendinizden sikilarak.. Ahmet Altan |
| . |
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
HERKESE İYİ PAZARLAR
25/11/2007
SEVGİLİ BLOGCU ARKADAŞLARIM HARİKA GÜNEŞLİ BİR GÜNDEN HEPİNİZE MERHABA. BİLİYORUM ÇOK UZUN ZAMANDIR İHMAL ETTİM BLOGUMU HERKESİ VE TÜM YAZILARI YORUMLARI ÇOK ÖZLEDİM DAHA SIK UĞRAMAYA ÇALIŞACAĞIM.SÖZ.BU ARALAR ARTIK DAHA AZ ELİMİZE GEÇECEK OLAN HARİKA GÜNEŞLİ GÜNLERİ DENİZ KENARINDA BOL BOL YÜRÜYEREK DEĞERLENDİRİYORUM HÜZÜN HİÇ YALNIZ BIRAKMIYOR YAKINDA YENİ BAŞLAYACAK BİR HAYATI İÇİMDE TAŞIYOR OLMANIN O İNANILMAZ MUCİZEVİ HİSSİ İLE BİRLİKTE DAHA ÖNCE CAN VERDİĞİM ÜÇ CANIMI GÖREMEMEK, KONUŞAMAMAK İÇİMDE HİÇ İYİLEŞMEYEN BİR YARA OLARAK DURUYOR. HAYAT YİNEDE DEVAM EDİYOR. BİR ÇOK KİTAPLA BAŞBAŞAYIM VE YAKINDA ÖZELLİKLE BİRİNİ SİZLERLE PAYLAŞACAĞIM. VE TABİKİ MEMLEKETİMİZİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUMLAR, GİDİŞAT, ARDI ARDINA GERÇEKLEŞEN BİR DOLU OLUMSUZLUKLAR DA KAFAMI OLDUKÇA MEŞGUL EDİYOR. İŞTE BÖYLE ARKADAŞALAR EN KISA ZAMANDA YENİDEN BİRLİKTE OLMAK DİLEĞİYLE HOŞÇAKALIN
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
UMUT YAPRAKLARI
1/10/2007
|
BU SABAH ÖNCE BİR HÜZÜN VARDI İÇİMDE UYANMAK,HAZIRLANMAK,İŞE GELMEK GELMEDİ İÇİMDEN SONRA HAR ZMAN YAPTIĞIM GİBİ ŞİİRLERDEN UMUT ALDIM KENDİME BİRAZCIK. ÖZDEMİR ASAF ÇEŞİTLEMELERİ............
UMUT YAPRAKLARI |
|
Özdemir Asaf |
|
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
PAZARTESİ SENDROMU
24/9/2007
80lerin sonunda 90larin basinda cocuk olmak
- Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız
- LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...
- SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...
- Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV
- Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa
- Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
- Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi..
.) - Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız
- Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız
- Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız
- Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)
- Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa
- Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa
- Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse
- Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik
kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa - Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız
- Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa
- Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(
kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu) - Clementine sizde derin izler bırakmışsa
- Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız
- Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız
- Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak
patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa - bandıra bandıra ye beni' şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa
- Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız
- Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız
- Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız
- Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)
- Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanı
z - Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa
- Pazar geceleri yıkanma günüyse
- Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanı
z - Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa
- Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,
- Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanı
z, - MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)
- ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.
- Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,
- Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz
- Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.
- Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum...vb
çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa - Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
- Küçük bir kızken Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanı
z - Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız
- 'Hey Corç versene borç' deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanı
z - Macarena dansını yapabiliyorsanı
z - TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa
- Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanı
z - İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz
- Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.
- Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.
- Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız
- Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız
- Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.
- Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa
- 'Nereye çufçufluyoruz'
un kimin dediğini biliyorsanız. - Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz
- Fame City cennetle eşdeğerse
- En sevdiğiniz sayı altıysa
- Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız
- Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse
- Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa.
- Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız
- Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız
EVET YAŞLANIYORUZ:
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BUNA GÜLÜNÜR
22/9/2007
ARKADAŞLAR HER ZAMAN HÜZÜNLENİP AĞLAYACAK HALİMİZ YOK YA BUYRUN SİZE BİR CUMARTESİ TEBESSÜMÜ. SAĞLICAKLA KALIN İYİ HAFTASONLARI
Zamanın birinde Erzurum'dan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van'a gelmişler.
Van'ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler.
O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum'dan çıkıp hacca giden bu
topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler.
Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler.
Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama.
Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve
her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış.
Köylü camide toplanmış namaz kılınacak. Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya :
- Erzurum'dan çıktım yola Van'da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber.
Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında :
- Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mi yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım.
Sayın müftü has Trabzon’lu
Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek :
- Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın ben de namaza geleceğim, diye emir verir.
Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftüde camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar.
Birinci rekat :
- Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber.
Arkadan "öhö.. öhö!.." şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar.
İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar :
- Erzurum'dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 Koyun verdiler bana, yarısı sana yarısı bana... Allahuekber.
Namaz bitince köylü Müftüye dönerek "İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor? diye sorar. Müftünün cevabı :
- Haçen birinci rekatta biraz şaşirdi ama ikinci rekatta işi düzeltti...
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı