MUMLARIN ÖYKÜSÜ
18/5/2007



TÜM SEVGİLİ BLOGCU ARKADAŞLARIMA YÜREKTEN SELAM !
YARIN 19 MAYIS YURDUMUZUN HER ZAMANKİNDEN ÇOK DAHA FAZLA BİRLİK VE BERABERLİĞE İHTİYACININ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM ŞU GÜNLERDE BİR UMUT HİKAYESİ DE BEN EKLEYEYİM İSTEDİM. BİZ ÇILGIN TÜRKLER EMİNİM KURTULUŞ SAVAŞINDA GÖSTERMİŞ OLDUĞUMUZ GAYRETİN BİRAZINI BİLE GÖSTERSEK TÜRKİYE HEP ATATÜRK'ÜMÜZÜN UMUT BAĞLADIĞI O ÜLKE OLMAYA DOĞRU HIZLA YOL ALIR HEPİMİZİN GENÇLİK BAYRAMI KUTLU OLSUN
| Dört tane mum usul usul yanıyordu. Ortalık öylesine sessizdi ki mumların konuşmalarını duyulabiliyordunuz. Birinci mum dedi ki: 'Ben BARIŞ'ım! Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor. Sanırım yakında söneceğim.' Alevi hızla azaldı ve sonunda tamamen söndü... İkinci mum: 'Ben VEFA'yım! Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için bundan sonra yanıp durmamın bir anlamı kalmadı ' Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgâr onu söndürdü... Sırası geldiğinde üçüncü mum hüzünlü bir sesle dedi ki: 'Ben SEVGİ'yim! Yanacak gücüm kalmadı... İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.'Ve daha fazla beklemeden sönüp gitti… Ansızın... Odaya bir çocuk girdi ve 3 mumun da yanmadığını gördü. 'Neden yanmıyorsunuz? Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu? ' dedi O zaman dördüncü mum konuşmaya başladı: 'Korkma ben yandığım sürece öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben UMUT'um! ' Çocuk parıldayan gözleriyle UMUT mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı.. UMUT ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı ki hepimiz onunla birlikte Vefa' yı, Barış' ı ve Sevgi' yi! ! ! Yaşatabilelim |
![]() |
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KENDİNE İYİ BAK
12/3/2007
Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."
"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalayıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine iyi Bak” gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler.
Arkalarına bakmadan çekip giderler eger yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kırıldım ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?……….
Peki o zaman... Senin istediğin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine iyi Bak.
"Kendine iyi bak" derler, kurşunu kafana sıkıp giderler... ...
Yorum (10) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Buluşmak Üzere
18/2/2007
|
selam sevgili dostlar ben böyle ayda yılda bir geleceğim sanırım ama hiç olmazsa güzel yazılarınızdan ve yorumlarınızdan hep mutlu olacağım ben yokken Can Yücel'in bu güzel şiiriyle başbaşa bırakıyorum sizleri yeniden görüşünceye kadar sevgiyle kalın
Buluşmak Üzere
|
|
Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
MERHABA,MERHABA,MERHABA
16/1/2007
BEN BU BLOGU ÇOK SEVİYORUM YA.
SADECE KAFEDEN GİREBİLDİĞİM İÇİN ÇOK AZ BURDA BULUNABİLİYORUM VE MALESEF GELİP HEPİNİZE BİRER BİRER TEŞEKKÜR EDEMİYORUM.
BEN DE TOPLUCA BİR TEŞEKKÜR EDEYİM. BÜTÜN MESAJ GÖNDEREN ARKADAŞLARIMIN YENİ YILI YEPYENİ UMUTLARLA DOLSUN VE HEP GÜLÜCÜKLER GETİRSİN İNŞALLAH.
SEVGİLİ "denizsonmez01" MERAK ETME ABLACIĞIM BURALARDAYIM (ANTEPTE YANİ) ÇOCUKLARLA BERABER SON DERECE KOŞTURMACALI GÜNLER YAŞIYORUZ. GERÇİ BEN DE SENİ MERAK EDİYORUM..... ABLOŞUM CANIM "POLYANNA" , SEVGİLİ " DÖNENCE" "ÇIĞLIK MAVİ YILDIZ" "LABERRİ" " NERGİZCANKUL" HEPİNİZİ ÇOOOOKKK SEVİYORUM.... YİNE GÖRÜŞÜNCEYE KADAR HOŞÇAKALIN
Yorum (8) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SELAM SEVGİLİ BLOGCULAR
8/12/2006
NİHAYET SİLKELENDİM VE KENDİME GELMEYE KARAR VERDİM
BÖYLE OTURARAK, KARA KARA DÜŞÜNEREK VE UYUŞUKLUKLA ATAMAYACAĞIM BU "ANTEP SENDROMUNU" ÜZERİMDEN
GEÇENDE ESKİ DÖKÜMANLARIMIN ARASINDA 2002 YILINDA BEĞENİP KESİP SAKLADIĞIM BİR GAZETEDEN ALINMA BİR YAZIY LA BLOG DÜNYASINA YENİDEN DÖNÜŞ YAPAYIM DEDİM.
AFFETMEK NEDEN GÜZELDİR?
LİSE öğretmeni öğrencilerine şöyle bir öneride bulunur: - Bir hayat deneyine katılmak ister misiniz?
Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının isteğini hemen kabul ederler." o zaman..." der öğretmen." "Bundan sonra söylediğim her şeyi yapacağınıza dair bana söz verin." Öğrenciler söz verir. Öğretmen : -Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz . Öğrenciler söyleneni yapar. Derse birer plastik torba ve beşer kilo patatesle gelirler.Ama öğretmenin ne yapmak istediğini bir türlü anlayamazlar.Öğretmen : - beni iyi dinleyin. Bugüne kadar affetmediğiniz her kişi için torbanın içine bir patates koyun. Bazı öğrenciler torbanın içini patates doldururken, bazıları da 4 veya 5 patates koyar. Sonra da " peki şimdi ne olacak ?" dercesine öğretmenlerine bakarlar. Öğretmen ikinci açıklamayı yapar: - bana söz vermiştiniz. şimdi bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınızda yatakta,bindiğiniz otobüste,okuldayken sıranızın üstünde,hep yanınız da olacaklar. Öğrenciler bu deneyin sonucunu merak etmeye başlarlar.Öğretmenin söylediği gibi patates torbalarında yanlarından ayırmazlar. Patates torbasını taşımak dayanılmaz hale gelince şikayete başlarlar. " Öğretmenim bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor. Hem patatesler de kokmaya başladı. Vallahi insanlar tuhaf tuhaf bize bakıyorlar. Hem sıkıldık, hem de yorulduk. Öğretmen artık deneyin sonuna geldiklerini ve almaları gereken dersi öğrencilerine açıklar : - Gördünüz değil mi? İnsanları affetmeyerek aslında bizler kendimizi cezalandırıyoruz. Ruhumuzu ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz. Halbuki affetmek herşeyden önce kendimize yaptığımız bir iyiliktir.Kızdığınız veya hata yapan insanları affedin ki taşıdığınız torbadan dfaha ağır olan bu yükten kurtulun.
İŞTE BÖYLE SEVGİLİ DOSTLAR İYİ GÜZEL HOŞ DA ÇOK BÜYÜK HATALARI DA AFFETMEK KOLAY DEĞİL DİYORSANIZ ORASIDA SİZE KALMIŞ. MADEM
Yorum (12) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
